Arap Körfezi’nin Yeni İncisi: Bahreyn

13.10.2021

Petrol kaynakları bakımından ziyadesiyle zengin olan ve bu sebeple de ekonomik düzey olarak dünyadaki birçok ülkeden daha yüksek bir gelire sahip olan Arap körfezinde birçok ülke mevcuttur.

Genellikle ekonomik düzeyde ve iş istihdamı açısından kalkınmışlıkla bağdaştırdığımız ve aklımıza ilk olarak gelen ülke Dubai veya Katar’dır. Evet, bu ülkeler için ekonomik kalkınmışlık söz konusu ve bu ülkelere yatırım bir hayli fazla ancak tüm bunların sebebi sadece petrol değil, ülke hükümetlerinin altyapı yetersizliğine bir çözüm bulmak istemiyle başlatmış oldukları, genel anlamda 20-30 yıl arası süren kalkınma planlarıdır.

Daha önce yazdığım 2020 yılı ve sonrasında Ortadoğu isimli yazımda bu durumu açıklamaya çalışmıştım. Oradaki yazımda da belirttiğim gibi Arap ülkelerinin gelir düzeyi çok yüksek ancak altyapı yetersizliğinden dolayı halk bu gelirin neredeyse tamamını gıdaya ve tekstil ürünlerine ayırıyor. Hükümetler ise ellerinden geldiğince bu durumun ortadan kalkması için adım atmaya çalışsa da bu durumun bir hayli zaman alacağı aşikar.

Geçtiğimiz günlerde yatırım yapmak için döviz kurlarını incelerken dikkatimi çeken bir şey olmuştu. Bahreyn dinarının dünyadaki en değerli para birimlerinden biri olması ve dolar karşısındaki durumu dikkatimden kaçmamıştı. An itibarı ile 1 Bahreyn dinarı tam 8.11 Türk Lirası ediyor. Normal bir Suudi Arabistan riyalinin 0.7952 Türk Lirası yaptığı bir finansal tabloda bunun nedenini araştırmak istedim. Bahreyn de Suudi Arabistan gibi petrol açısından zengin olan bir ülke. Peki, neydi onu para birimi olarak daha güçlü kılan etkenler? Bu sorunun cevabını aradım ve sizlerle paylaşmak istedim.

Bugünkü yazımda Arap Körfezi’nin en küçük ülkesi olup aslında çok büyük işler yapabilmeyi başarmış olan Bahreyn’den ve oradaki yatırım fırsatlarından da bahsedeceğim.

Bahreyn Arap Körfezi’ndeki en küçük ülke konumundadır. Tarihinde ilk olarak Portekiz’in sonra İran’ın sonrasında da İngilizlerin egemenliği altındaydı. Tam bağımsızlığını 1971 yılında kazanan Bahreyn’in nüfusu 750 bindir. Aynı zamanda kendisine ait 33 ada mevcuttur.

Turistik açıdan çok güçlü bir ülke olan Bahreyn’in her yıl yaklaşık olarak 5 milyon ziyaretçisi mevcuttur. Sadece 4 günlük kurban bayramı tatilinde bile minimum 800 bin turist alabilen bir yerdir burası. Daha çok ziyaretçilerini Kuveyt, Katar, Dubai gibi çevre ülkelerden alan Bahreyn için turizm çok önemlidir.

Aynı zamanda tatlı su kaynakları tükenmiş olan Bahreyn için su çok önemlidir, ihtiyaç duyulan tatlı suyu denizlerden arıtım yaparak elde eden Bahreyn bu bağlamda da bir kalkınma planı yapmaya hazırlanmıştır.

Petrol, ülkenin kalkınmasına ön ayak olmuş bir gelir kaynağı ancak petrol bulunmadan önce de ekonomisini inci avcılığı, bankacılık ve ticaret ile ayakta tutmayı başarabilmiş bir ülkedir Bahreyn. Petrolden sonra gelir seviyesi ziyadesiyle yükselen ülke, ağırlıklı olarak petrol ile ekonomisini ayakta tutuyormuş gibi gözükse de bankacılık sektörü bu ülkede önemli bir alandır.

Kısacası petrol ile birlikte özellikle kıyı bankacılığı, finans sektörü, turizm ve alüminyum sanayi çok gelişmiştir.

Diğer Arap ülkelerine kıyasla ekonomik kalkınma açısından Bahreyn, bulunduğu bölgenin en istikrarlı büyüyen ülkesi konumundadır. Kıyı bankacılığının yaygın olması da çeşitli milletler tarafından Bahreyn’in güvenli bir ülke olduğu düşüncesinin egemen olmasından dolayıdır aslında… Zira kıyı bankacılığı ya da diğer bir ifadeyle offshore bankacılık; basit olarak anlatırsam, bir yatırımcının parasını kendi ülkesinin dışındaki bir ülkede, uluslar arası bankacılık düzenlemelerinden etkilenmeyecek şekilde serbest bölge bankalarına yatırması anlamına gelmektedir.

Şu anda dünyadaki tüm off-shore bankalar genel olarak merkezlerini Bahreyn üzerinde açmış bulunmaktalar. Bu durum Bahreyn’in ekonomik anlamda büyük bir güven oluşturduğunun simgesi ve ülkeye para girişinin olduğunun net bir göstergesi niteliğindedir.

Esasen ülkenin resmi dili Arapçadır ancak İngilizce de en az Arapça kadar yaygın bir şekilde kullanılıyor. Zira iş dünyasının resmi dilinin İngilizce olduğu bu ülkede aynı zamanda eğitim alanında da çok büyük yatırımlar yapılmaktadır.

750 bin nüfuslu olan ülkede tam 8 tane üniversite mevcuttur. Oranlama yaptığınız zaman eğitime çok büyük bir önem verildiğini görebilirsiniz. Ekonomisinin bu kadar kalkınmış olmasındaki en temel etkenlerden biri de bence devletin diğer ülkelere kıyasla eğitimi bu kadar çok desteklemesi ve bu alanda sürekli gelişime açık olmasıdır.

Yukarıda da bahsettiğim gibi petrol açısından zengin bir ülke olan Bahreyn’de otomotiv ile ilgili her şey çok ucuz. Bir arabanın deposu yaklaşık olarak 20 TL’ye dolabiliyor burada. Ayrıca araç fiyatları da Türkiye’ye kıyasla yarı yarıya ucuzken vergilerin de çok ucuz olduğunu söylemeden geçmeyeyim.

Tüm bunların haricinde, turizme de yatırım yapmaya çalışılan bir bölge Bahreyn. Özellikle hem ada ülkesi olması hem de kültürel tanınırlılığından dolayı ziyadesiyle turist çeken bu bölgede, daha fazla turist çekebilmek adına ralli pistleri oluşturulmuş ve düzenli olarak ralli yarışları da yapılmaktadır.

Aynı zamanda at yarışı da ziyadesi ile gelişmiş ve turistlerin büyük ilgi odağı haline gelmiştir. Bir nevi turizme olan ilgiyi spor alanında da yatırımlar yaparak arttırmaya çalışmak kanaatimce akıllı bir yatırım olmuştur.

Ülkemizden de bildiğimiz gibi Arap kültüründen gelen turistler büyük şehirlerdeki alışveriş merkezlerine çok fazla ilgi gösteriyor. Bunun nedeni lükse olan düşkünlükleridir. Bahreyn’de de alışveriş merkezleri çok fazla rağbet gören bir yatırım alanıdır. İnsanlar genellikle iş çıkışında ve hafta sonları tabiri caizse alışveriş merkezlerine akın ediyorlar. Özellikle alışveriş merkezlerinde bulunan giyim ve yemek dükkanlarına çok fazla rağbet gösteren Bahreyn halkının bu sebeple tekstil ve yiyecek sektörünün gelişmesine katkısı oldukça büyüktür.

Alışveriş merkezleri önemliyse eğer bunları inşa edebilmek de önemlidir. Halkın talebi ile alışveriş merkezlerinin inşa edilmesi inşaat sektörüne de duyulabilecek ilgiyi ziyadesiyle artıracaktır.

Bahreyn’in alt yapısı o kadar gelişmiş ki; ada ülkesi olmasına karşılık 1986 yılında Suudi Arabistan ile Bahreyn’in başkenti Manama arasında 25 km’lik bir otoban yol inşa etmişler. Ayrıca yol üzerine pasaport kontrolü için de ufak adacık inşa etmişlerdir. Suyun üzerine çakılmış olan kazıklarla bir köprü kurmayı başaran bu ülkenin hedefinde şimdilerde de bu tarzdaki bir yolu Katar ile başkenti Manama arasında inşa etme amacı var. Üstelik bu yolun uzunluğunun 25 km değil 40 km olması tahmin ediliyor.

Yine Bahreyn’de birçok yerde görmeye alışık olduğumuz gökdelen inşaatları da mevcuttur. Ancak bu gökdelenler çok sayıda olmasa da yapılmış olan gökdelenler genellikle çok iyi mimarlar ve inşaat mühendisleriyle çalışılarak yapılmaktadır. Örneğin, Bahreyn Dünya Ticaret Merkezi tasarım ödülü alırken, aynı zamanda da kendi elektriğini kendisi üretebilen bir gökdelen olarak inşa edilmiştir. Gökdelenlerin genellikle konumlandırıldığı noktalardan olabildiğince fayda sağlamak başlıca amaçları arasındadır.

Bahreyn tabiri caizse şu an koca bir şantiye alanı gibi. Ada ülkesi olduğu için inşaat alanları sınırlı gibi düşünülse de birçok Arap ülkesinin yaptığı gibi denizden toprak kazanmak burada da mevcuttur. Özellikle inşaat sektörünün yavaş yavaş gelişmeye başladığı bir alan olduğu için Bahreyn’de yabancı işçi de çoktur. Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Filipinler’den çok fazla işçi göçü alan Bahreyn’in hangi alanda çalışırsa çalışsın, yerli ya da yabancı fark etmeksizin çok yüksek ücretler ödediği de ayrı bir realitedir.

Yukarıda da belirttiğim gibi, petrolden önceki geçim kaynakları arasında inci avcılığı olan Bahreyn ekonomisinde hala inci avcılığı çok önemli bir yer kaplıyor. Dünyadaki en kaliteli incileri çıkardığı gerekçesi ile Bahreyn’in incileri çok büyük bir üne sahiptir. Öyle ki; gerek markalaşmış bir değer olmasından dolayı gerekse de kalitesinden dolayı tek bir inci tanesinin 1500 dolara satın alınabildiği bir ülkedir burası ve azımsanmayacak düzeyde de bu alanda ticareti gelişmiştir.

Bahreyn’in petrol açısından zengin olduğunu ve ekonomisinin petrol sonrasında güçlendiğini belirtmiştim. Ancak Bahreyn’i Suudi Arabistan’dan farklı kılan bir özelliği daha var. Bahreyn petrol çıkarıyor doğru, ancak en büyük geliri Suudi Arabistan’ın çıkardığı petrolü ham madde olarak alıp rafine ettikten sonra ihraç etmesi ile kazanıyor. Bu sebeple Bahreyn’de petrolü ham madde olarak çıkarma girişimlerinden ziyade rafinecilik faaliyetlerine önem verilmiş ve yatırımlar daha çok bu alana kaydırılmıştır. Ekonomiye direkt para akışını bu şekilde sağlaması kanaatimce çok akıllıca bir yaklaşımdır.

Bahreyn ile Türkiye arasında vize şartı yok ve Bahreyn halkı Türk toplumuna hayranlık duyan bir halk. Bahreyn her geçen gün biraz daha büyüyen ekonomisiyle gerek inşaat gerek turizm gerek enerji alanlarında yatırım yapacak ve devamlı olarak ekonomik ilişkilerini güçlü tutabilecek Türk iş adamlarını beklediğini her fırsatta dile getirmiştir.

Kısacası Bahreyn beyaz yakalı olarak çalışacak ya da yatırım yapabilecek iş adamlarına her anlamda fırsatlar sağlayabilecek olan bir ülkedir, bu sebeple kapıları daima Türklere ve her milletten yabancı yatırımcılara da açıktır.

YORUMLAR

  1. Okan Gönder dedi ki:

    Çok yönlü ve fikir verici bir yazı olmuş, ellerinize sağlık.