Hindistan’ın Ekonomisi Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Büyük bir çoğunluğu İngilizce bilen iyi eğitimli nüfusunun avantajını kullanan ve hem bölgesel hem de küresel bir güç olma yolunda hızla ilerleyen Hindistan’ın ekonomisine kısa bir bakış.

Dünyanın bilinen en eski medeniyetlerinden biri olan İndus Vadisi Uygarlığı M.Ö. 2. ve 3. milenyumda gelişerek Kuzeybatı Hindistan‘a kadar genişledi. Kuzeybatıdan gelen Aryan kabileleri M.Ö. 15.000 yılında Hindistan alt kıtasını ele geçirdi ve bölgenin yerlisi olan Dravidyanlarla karışarak klasik Hint kültürünün temellerini attılar.

En parlak devrini Ashoka zamanında yaşayan Maurya İmparatorluğu Güney Asya’nın çoğunu tek bir bayrak altında topladı. M.S. 4. ve 6. yüzyıllar arasında hüküm sürmüş Gupta Hanedanlığı ile beraber Hindistan’ın bilimde, sanatta ve kültürde doruklara yükseldiği bir altın çağ başladı.

İslam, bölgeye 700 yıllık bir zaman diliminde yayıldı. 10. ve 11. yüzyıllarda Türkler ve Afganlar Hindistan’ı işgal edip Delhi Sultanlığı’nı kurdular. 16. yüzyılın başlarında Türk kökenli sultan Babür, kendi adını taşıyan ve bölgeye 300 yıl boyunca hükmedecek olan Babür İmparatorluğu’nu kurdu. Bu dönemde Avrupalı kaşifler de Hindistan üzerinde tutunma nokaları kurmaya başladılar.

Büyük Britanya İmparatorluğu 19. yüzyılda bölgedeki en büyük politik güç konumuna geldi. İmparatorluğun Hindistan Ordusu iki Dünya Savaşında da önemli roller oynadı.

Mohandas (daha sonra “yüce ruh” anlamına gelen “Mahatma” unvanı ile anılan) Gandhi ve Jawaharlal Nehru önderliğindeki pasif direniş sayesinde Hindistan, 1947 yılında Britanya İmparatorluğu’ndan ayrılıp bağımsızlığını ilan etti. Bu ayrılık öncesinde ve sonrasında çıkan şiddet olayları nedeniyle bölge birbirinden bağımsız iki ülkeye ayrıldı; Hindistan ve Pakistan.

İki ülke bağımsızlıklarından bu yana birbirleriyle 3 kez savaştı; 1971 yılında gerçekleşen 3. savaşın sonunda Doğu Pakistan ayrılarak Bangladeş adını aldı. Hindistan’ın 1998 yılında nükleer silah denemelerine başlaması Pakistan’ın da aynı yıl aynı denemelere başlamasına neden oldu. Kasım 2008’de Pakistan asıllı oldukları tespit edilen teröristler ülkenin finansal başkenti olan Mumbai’de bir dizi saldırı düzenlediler.

Aşırı yüksek nüfus, çevresel bozunum, yüksek yoksulluk oranı ve yolsuzluğun yaygın olmasına rağmen 1991 yılında yapılan bir dizi ekonomik reform ve ülkenin devasa genç nüfusu günümüzde Hindistan’ı bölgesel ve global bir güç olma yolunda hızla ilerletiyor.

Ülkenin ekonomisi çok çeşitli; ülke geleneksel köy çiftçiliğinden modern tarıma, geniş bir modern endüstri spektrumuna ve geniş bir hizmet sektörüne uzanan renkli bir ekonomik yelpazeye sahip. Ülke iş gücünün yarısından çok az bir kısmı tarımla uğraşıyor fakat öte yandan hizmet sektörü de önemli bir gelir kaynağı; ülkenin ekonomik performansının üçte ikisi yalnızca nüfusun üçte birlik kısmı tarafından üretiliyor.

Çoğunluğu İngilizce bilen iyi eğitimli nüfusunun avantajını kullanan Hindistan bilgi teknolojileri, ticari dış kaynaklar ve yazılım işçileri ihracatında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri konumunda bulunuyor. Fakat yine de kişi başına düşen milli gelir ortalamanın oldukça altında.

Ülke her ne kadar bir serbest piyasa ekonomisine dönüşmek için uğraş verse de geçmişinden kalan otokratik politikaların bazıları hala varlığını sürdürüyor.

Endüstriyel deregülasyon, devlet işletmelerinin özelleştirilmesi ve yabancıların ülke girişini zorlaştıran kontrol mekanizmalarının serbestleştirilmesi gibi hamlelerle ülkenin büyümesi 1990’dan bu yana hızlandı ve 1997 – 2017 yılları arasında ülke ortalama yüzde 7 büyüdü.

2011 yılında yüksek faiz oranları, yükselen enflasyon, yatırımcıların hükümetin daha fazla ekonomik reform yapmak istemeyeceğine dair karamsarlığı ve dünya üzerindeki ekonomik yavaşlama nedeniyle ülkenin büyümesi bir miktar yavaşladı.

Yükselen makroekonomik dengesizlikler ve Batı ülkelerindeki ekonomik şartların gelişmesi yatırımcıların ülkeden kaynak çıkarmasına neden oldu ve bu sebeple Hindistan’ın para birimi olan rupi 2016 yılında sert bir düşüşe geçti.

2014 – 2016 yılları arasında ekonomi tekrar canlanarak yüzde 7 ortalamayı tutturdu fakat bu oran 2017 yılında tekrar düştü. Yatırımcıların 2014’ün ilk aylarında cari işlem açığının azaltılması ve seçim sonrası ekonomik reform beklentileri nedeniyle ülke ile ilgili izlenimlerinin iyileşmesini sağladı ve içe doğru para akışı ve rupinin stabilleşmesi ile ekonomik bir düzelme trendine girdi.

Seçimlerden bu yana hükümet ürün ve hizmet vergilerinde değişiklik yapan önemli bir yasa tasarısını meclisten geçirip ve bazı sektörlerdeki yabancı yatırım kotasını yükseltse de ekonomik reformların çoğu yönetimsel alanlarda oldu çünkü iktidar partisi yasa tasarılarını onayacak olan parlamentoda azınlık durumunda kaldı.

Öte yandan, dünya ortalamalarına kıyasla yüksek bir ekonomik büyüme oranına sahip olsa da Hindistan’ın devlet bankaları 2015 ve 2016 yıllarında düşük kredi büyümesi ve ekonomik büyüme ile sonuçlanan batak para biriktirme sorunu ile karşı karşıya kaldı.

Hindistan’ın uzun vadeli büyüme potansiyeli genç nüfus ve düşük bağımlılık oranları, sağlıklı birikim ve yatırım oranları ve global ekonomiye entegrasyonu nedeniyle yüksek. Fakat aynı zamanda ülkede şu uzun vadeli sorunlar dikkat çekiyor; Kadına karşı ayrımcılık, etkisiz güç üretimi ve dağıtımı, fikri mülkiyetlerin korunmasındaki yetersizlikler, onlarca yıl süren medeni davalar, verimsiz ulaşım ve tarım altyapısı, sınırlı tarım dışı çalışma alanları, çokça harcanan ve çoğu boşa yatırım olan sübvansiyonlar, temel ve yüksek eğitimi sağlamadaki yetersizlikler, ve kırdan kente göç dalgaları.

seçtiklerimiz