Ekonomiyi Anlamak: Paranın Neden Bir Değeri Vardır?

Paramızın bir değeri var! Çünkü hepimiz böyle diyor ve buna inanıyoruz.

Paranın kendisinin hiçbir değeri yoktur. Eğer ulusal kahramanların resimlerine bakmayı sevmiyorsanız para dediğimiz şey kağıttan başka hiçbir şey değildir; bir ülke ve ekonomi içerisinde ona değer biçen bizleriz. Bu noktada para bir değer kazanır fakat bu, paranın kendisine ait bir değer değildir; paranın sahip olduğu değer ona dünya üzerinde o parayı kullanan insanlar tarafından biçilmiştir.

Elbette bu her zaman böyle değildi. Geçmişte, para olarak altın ve gümüş gibi değerli metaller para olarak kullanıldı.

Geçmişte elinizdeki paranın değeri yapıldığı metalin değerine bağlıydı çünkü istediğiniz zaman o parayı eritip başka bir şey için kullanabilirdiniz. Çok değil, yalnızca bir 50 yıl kadar önce bile birçok ülkenin kağıt paraları altın veya gümüş standardında (veya ikisinin karışımı bir standartta) bir değer taşımaktaydı. Bu şu demekti; elinizdeki kağıt parayla merkez bankasına gidip o kağıt paranın değeri miktarınca altın alabilirdiniz.

ABD’de altın standardı 1971 yılında dönemin başkanı Richard Nixon’ın kağıt parayı altına çevirme uygulamasını kaldırmasıyla son buldu. O günden bu yana altın standardı hiçbir büyük ekonomide kullanılmıyor. Ülkelerde şu an kullanılan ve paranın değerinin hiçbir tüketim maddesine bağlı olmadığı sisteme itibari para sistemi deniyor. Yani kabaca söylemek gerekirse cebinizdeki kağıt parçaları yalnızca birer kağıt parçası.

Paraya Değerini Veren İnanışlar

Peki, cüzdanınızdaki kağıtların herhangi bir kağıtta olmayan değere sahip olmasını nasıl açıklarız?

Basit. Para sınırlı arza sahiptir ve talebi vardır; insanlar parayı her zaman ister. Parayı istiyoruz çünkü biliyoruz ki diğer insanlar da para istiyor; böylece o insanlara para vererek ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz. Sizin para ödediğiniz insanlar da o parayı kendi ihtiyaçlarını karşılamak için kullanacaklardır.

En nihayetinde ekonomide önemli olan mallar ve hizmetlerdir, para da insanların daha az çekici olan malları ve hizmetleri es geçip istedikleri mallara ve hizmetlere yönelmesini sağlayan bir araçtır. İnsanlar emeklerini satıp (yani çalışıp) para kazanarak gelecekte mal ve hizmet almak üzere para kazanırlar.

Para sistemimiz herkes tarafından paylaşılan bir inanışın üstüne kurulmuştur; bu yüzden insanlar paranın bir değeri olduğuna inanmaya devam ettiği sürece sistem işlemeye devam edecektir.

Peki, bu inançtan vazgeçmemize ne sebep olabilir? Paranın yerini yakın gelecekte başka bir şeyin alması mümkün görünmüyor çünkü karşılıklı isteklerin çatışması hadisesinin dezavantajları insanlık tarafından gayet iyi biliniyor. Eğer para değişecekse bile insanların eski para birimini yenisiyle değiştirebildikleri bir zaman dilimi oluyor. Örneğin euroya geçen ülkelerin euroya geçişi de bu şekilde olmuştu. Yani para dediğimiz kavram tamamen kaybolmayacak; yalnızca bugünün parası gelecekte başka paralara evrilecek.

İtibari Para

Özünde değersiz olup değerli olduğu dolaylı olarak kabul edilen ve genelde kağıttan yapılan paraya itbari para (fiat money) denir. Bu terim Latince’de “olmak” anlamına gelen “fiat” eyleminden türetilmiştir.

İtibari paranın özel olarak bir değeri yoktur; insanlar tarafından oluşturulmuş sistem içerisinde değerli kabul edilegelmiştir. Ülke yasalarına göre para olarak geçen kağıdın değeri “devletin güveni ve kredisiyle” güvence altına alınmıştır. Yani yasalar şöyle demektedir; bu kağıdın kendisinin hiçbir değeri yok ama arkasında devlet desteği olduğu için bu kağıda güvenebilirsiniz.

Paranın Gelecekteki Değeri

Peki o zaman paramızın başkaları için değerli olmayacağını niye düşünelim? Peki ya paramız gelecekte şimdi olduğu kadar değerli olmazsa? Paranın enflasyonu eğer belirli bir seviyenin üstüne çıkarsa insanlar ellerindeki paradan bir an önce kurtulmak isteyeceklerdir. Enflasyon ve vatandaşların duruma verdiği rasyonel tepki bir ekonomi için büyük bir acı kaynağıdır.

İnsanlar gelecek ödemeleri içeren iş anlaşmalarına imza atmayacaklardır, çünkü talep ettikleri paranın kendilerine ödenip ödenmeyeceği konusunda şüpheleri olacaktır. Bu nedenle iş aktiviteleri ciddi bir düşüşe geçer. Enflasyon gittiğimiz kafenin fiyatlarını birkaç dakikada bir değiştirmesine veya I. Dünya Savaşı sonrası Almanya’da olduğu gibi bir somun ekmek alabilmek için fırına bir el arabası dolusu parayla gitmemize neden olabilir.

Paraya ve değerinin sabitliğine olan inanç zararsız değildir. Eğer insanlar para arzına ve paranın bir değerinin olduğuna olan inancı kaybederlerse ekonomi durma noktasına gelir. Merkez Bankası bu yüzden enflasyonu belirli bir seviyede tutmak için büyük çaba sarf etmektedir. Biraz enflasyon iyidir ama yükseği büyük zarardır.

Para, arz-talep aksiyomları içerisinde yönetildiği sürece özünde iyi bir şeydir. Paranın değeri paraya olan arz-taleple ve ekonomideki ürünlere olan arz-taleple ölçülür. Bir malın fiyatı o malı almak için ne kadar para gerektiği ile ölçülür. Enflasyon malın fiyatının yükselirken paranın değerinin düşmesi sebebiyle olur ve şu şartlarda gerçekleşir:

  • Para arzı yükselir
  • Ürün arzı düşer
  • Para talebi düşer
  • Ürün talebi yükselir

Enflasyonun artmasına neden olan kilit eylem para arzının artmasıdır. Enflasyon, başka sebeplerden de olabilir. Örneğin bir fırtına çıkar da dükkanları yıkıp bankaları sağlam bırakırsa mal miktarı azalacağı için fiyatlarda müthiş bir artma olacağından enflasyon ortaya çıkacaktır.

Fakat böyle durumlar çok nadir olur. Enflasyon çoğunlukla para arzının mal ve hizmet arzından daha hızlı olması sonucu gerçekleşir.

Sözün Özü

Para, insanların onu mal ve hizmetler karşılığında alıp verilecek bir araç olarak kullanabileceklerine inandıkları için değerlidir. Bu inanç insanlar enflasyondan korkmadığı veya mevcut devletin ve para arz eden kurumun çökmeyeceğine güvendiği sürece de devam edecektir.

seçtiklerimiz