Petrol – Para ve Güç Çatışmasının Epik Öyküsü

Petrol, feminizm gibi bir şey. Ya da veganlık gibi.

Ataerkilliğin nereden geldiğini ya da sosisin nasıl yapıldığını öğrenince ona bir daha aynı gözle bakamıyorsunuz. Hatta görmezden gelmek için ciddi bir karakter gücü gerekiyor.

Türkiye’de İş Bankası Kültür Yayınları tarafından çevirisi yapılan ve basılan Daniel Yergin‘in Petrol – Para ve Güç Çatışmasının Epik Öyküsü adlı kitabı, insanlığın petrolü keşfedip gece geç saatlere kadar ışık yakabilmesinin insanlık için ne anlama geldiğini anlatan eşsiz bir eser.

Petrolün keşfi refahın, endüstrinin ve gücün patlayışını beraberinde getirdi. Bunlar ulusları güçlendirdi, yozlaştırdı ve bazı insanlar petrol sayesinde daha önce hiçbir maddenin satışı ile olunamayacak kadar zengin oldu. Petrol, aynı zamanda kuşaklarca insanı yıkıp mahvetti.

Daniel Yergin’in eserinde yer verdiği kronoloji ve derinlik modern insan medeniyetinin petrolün ham ve rafine formalarına ne kadar muhtaç olduğunu derinlemesine irdelerken diğer yandan da modern zamanlara petrolün etkisini kronolojik bir biçimde anlatıyor.

Pennsylvania’da keşfedilen ilk petrolü çıkarıp tabiri caizse “paraya dönüştüren” John D. Rockefeller‘ın hikayesiyle başlayıp Standard Oil‘in dünyadaki en büyük güçlerden biri haline gelişini anlatan kitap, petrol çıkarma tekniklerinin gelişimini Rusya’daki petrol rezervlerinin keşfinden iki dünya savaşına ve günümüzde Orta Doğu’da yaşanan yok etme operasyonlarına uzana bir tarihçe ile beraber anlatıyor.

Bu eser petrol ile ilgili her şeyi çok güzel özetliyor; bu yüzden ekonomi ve işletme okuyan her öğrencinin kesinlikle alıp okuması gereken, hatta derslerde işlenilmesi gereken bir kitap. Ayrıca hangi sektörlerle ilgileniyor olursa olsun her yatırımcının da mutlaka bu kitabı okuması gerekiyor.

Petrol fiyatlarının neden yükseldiğini, hiçbir zaman neden çok düşmediğini ve petrol fiyatlarının neden her gazetede mutlaka görüldüğünü merak edenler de bu kitaba bir göz atabilirler.

Bu arada, bu kitapta petrol baronlarına karşı açılan davalar ve onların politik bağlantıları yer almıyor.

Yergin, kitabında petrol baronlarının aç gözlülüklerini ve “normal olmayan” ahlak anlayışlarını irdeliyor, fakat haklı olup olmadıkları konusuna girmiyor. Bunun yerine hırslı jeologların ve girişimcilerin, kralların, şahların, despotların petrol odaklı aldıkları kararları geniş bir jeopolitik bakış açısıyla derinlemesine irdeliyor.

Dönemeçli Bir Geçmiş

Kitap, yeni bilgiye susayanlar için sonu gelmeyecek internet araştırmaları yerine geçebilecek güzel bir alternatif. Hangi şirketlerin petrol çıkarma tekniklerinin gelişimine katkıda bulunduğu, Standard Oil’in en nihayetinde Chevron, ExxonMobil, BP ve Marathon olarak gruplanacak 34 ayrı şirkete nasıl bölündüğü kronolojik bir şekilde kitapta yeniden anlatılıyor.

Yeni merak salmaya başladığımız karmaşık bir konuyu anlamak için yapacaklarımız bellidir. Öncelikle okuyacak kaynak bulmak adına Google’dan arama yaparız. Web sayfalarını tararız, konuyla ilgili kaynaklar buluruz, YouTube videolarına bakarız ve yavaş yavaş bir fikir geliştiririz.

Fakat daha fazla araştırdıkça görürüz ki konu hakkında bildiklerimiz aslında çok az ve konu hakkındaki bilgilerin tümünü yönetmek zor. Bir de şu mesele var tabii; okuduğumuz bilgilerin ne kadarı doğru?

Yergin, binlerce Google araması yaptıracak kadar çok bilgiyi tek bir kitaba toplamayı başardı. Öyle ki gerçekten de imkansız gibi görünen bu çalışmasıyla Pulitzer Ödülü kazandı.

Yergin, kitabında üç ana temayı göz önüne getiriyor.

Bir; petrol, kapitalizmin ve modern iş anlayışının gelişmesinin arkasında yatan itici güçtür.

Bugün bile petrol şirketlerinin birçoğu dünyanın en zengin şirketleri arasında; Sinopec, BP, Total, China National Petroleum, Royal Dutch Shell, Exxon Mobil, Saudi Aramco, Kuwait Petroleum, ve Chevon hala endeksleri domine eden ve birçok ülkenin servetinden daha fazla servete sahip şirketler.

2018 yılına geldiğimiz farklı ürünlerin madenciliğini yapan teknoloji şirketleri ciddi servetler elde etse de petrol sektörünün uzun ve sağlam temellere dayanan bir geçmişi ve sıkı politik bağlantıları var.

İki; Petrol, “ulusal stratejiler, global politikalar ve güç dengeleri” belirlenirken her zaman için aktif bir etmen.

Yergin yaptığı sağlam araştırmayı zekice bir hikayelendirme yapısı ile harmanlayarak petrol rezervleri sayesinde bir trilyon dolardan fazla gelir üreten Suudi Arabistan’ın yükselişini ve ülkenin ABD ile olan problemli ilişkisini etkili bir şekilde anlatıyor. Yergin aynı zamanda, biraz masumca da olsa, dünyanın en büyük petrol üreticisi olmasına rağmen kendini ekonomik olarak ön plana çıkaramayan Sovyetler Birliği’nin nasıl dağıldığını da sorguluyor.

İş adamlarını ve finansörleri karakterleştirip (çünkü her petrole aç maden arayıcısının veya gözü dönmüş bir jeoloğun arkasında mutlaka risk almaya aç bir bankacı vardır) her ülkeye bir kişilik ve motivasyon veriyor. Rus petrolü ve (kökenleri petrol rafinerilerine dayanan) Stalin önderliğindeki işçi hareketi kendine bir anlam kazandırıyor. Çetin Iraklılar ve kurnaz İranlılar (açgözlü ve hırslı İngilizler ve Amerikalılar için) “keşfedilmemiş cennet” olan Orta Doğu’ya hayat veriyor.

Yergin, son olarak “Hidrokarbon Adam” tarafından yönetilen “Hidrokarbon Cemiyetini” oyuna sokuyor.

Plastik, araba ve elektrik enerjisi talebi ile insanlığın kendini soktuğu kafes; gelişmekte olan ülkelerde petrol fiyatları oynadıkça aşılması güç bir fakirlik yaratıyor.

Bu kitap yatırımcılara, tarih meraklılarına, ekonomi ve işletme öğrencilerine hitap edecek bir eser. Kitaptaki karakterler zalimlikleriyle, yeni gelişmelere olan sarsılmaz bağlılıklarıyla ve yaptıkları agresif anlaşmalarla ilginç karakterler. Şirketler sanki yoktan var oluyor, zenginleşiyor, birleşiyor, ayrılıyor, daha fazla petrol buluyor, zenginleşiyor, birleşiyor…

Fakat birçok yıkımla ve çöküşle gelen tüm bu zenginliğe ve güce rağmen bu hikayenin var olmasına ve sürmesine neden olan tek şey, insanlığın petrole olan bağlılığı.


Yorum yap

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz