Anasayfa Blog Tarih Molası: Martin Luther King Suikasti

Tarih Molası: Martin Luther King Suikasti

Dr. Martin Luther King Jr. yaklaşık 50 yıl önce bir suikaste kurban giderek öldürüldü.

Amerikadaki Siyah hareketinin en önemli liderlerinden birinin beyaz ırkçılar tarafından öldürülmesine Amerika Birleşik Devleti’nin, bilhassa da ülkenin iç istihbarat ve güvenlik gücü FBI’ın, haberi olmasına rağmen göz yumması Afro-Amerikalıları ayağa kaldırmıştı.

Olayın hemen ardından ülkenin dört bir yanında isyanlar başladı ve başta Black Power olmak üzere birçok sivil toplum örgütü kuruldu.

İsyanların görüntüleri TV haberlerine dahi konu oldu. TV’ye yansımış en çarpıcı görüntülerden biri de nüfusunun çoğu Afro-Amerikalılardan oluşan Washington, DC’de bulunan Kongre Binası’nın şehirde çıkan yangınlar nedeniyle yayılan duman yüzünden görülememesiydi. Düşünceleri şuydu; Eğer beyaz Amerikalılar odaklı güç yapısı her durumda şiddet karşıtı olmuş Dr. King’i öldürdüyse diğer her siyah Amerikalıyı öldürebilirdi.

Polis, bu devasa isyan dalgasını bastıramayınca 40.000 kişilik bir Ulusal Muhafız Birliği şehre girdi. 40 Afro-Amerikalı vatandaş öldürüldü, yüzlercesi yaralandı, çok daha fazlası tutuklandı.

Tutuklananlardan biri de Andrew Pulley adlı genç bir adamdı. Pulley’e iki seçenek verildi; ya orduya katılacaktı, ya da hapse atılacaktı. O, ilkini seçti.

Görev yeri olan Fort Jackson, Güney Carolina’da sosyalist görüşe sahip askerlerin örgütlediği savaş karşıtı bir grupla tanıştı. Burada savaş karşıtlığını ve sosyalizm görüşünü benimseyen Pulley, askerliği bitince Genç Sosyalistler Birliğine ve Sosyalist İşçi Partisine katılarak iki oluşumun da önde gelen isimlerinden oldu.

“Dünyanın En Büyük Şiddet Tüccarı”

FBI’ın komünizm karşıtlığıyla ve ırkçı söylemleriyle tanınan başkanı J. Edgar Hoover, King’i Montgomery, Alabama’da gerçekleşen otobüs boykotu sonrasında hedefi haline getirmişti. Hoover, daha sonra da yükselen Siyah özgürlük hareketiyle yasadışı takip, dezenformasyon, uydurulmuş suçlamalarla yapılan tutuklamalar gibi kirli oyunlar aracılığı ile mücadele edecek COINTEL adlı gizli bir program başlatmıştı.

Daha sonra vereceği diğer bir muhtırada da bir “Siyah Mesih” yaratılmasını engellemek amacıyla King’i ve Malcolm X’i (ki o da 1965 yılında bir suikaste kurban gitmiştir) birbirinden ayırmak için çalışmalar başlatacaktı.

King, 1967 yılında Vietnam savaşına karşı yaptığı çıkış ile hükümetin dikkatini daha çok çekti. King, bu hareketiyle kendini diğer tüm sivil toplum oluşumlarından soyutlamış oldu çünkü diğer hiçbir oluşum savaşı yöneten demokrat başkan Lyndon Johnson ile ters düşmek istemiyordu.

King’in çevresinde olan insanların hatıratlarında King’in nasıl dışlandığı çarpıcı bir dille anlatılıyor. Savaşa karşı çıkan King, kendini Malcolm X gibi ulusalcı siyahların ve militan yapısıyla bilinen Şiddet Karşıtı Öğrenci Kordinasyon Komitesi gibi oluşumların yanında konumlandırmış oldu.

King’e göre ABD hükümeti “Dünyanın en büyük şiddet tüccarıydı”.

O günlerde King’e karşı medyada yoğun şekilde görülen eleştiriyi her meşrepten kapitalist politikacıların King’in meşhur “Benim bir hayalim var” sözünü kullandığı günümüz ortamında hatırlamak gerçekten zor. Zira bugün ırkçılar bile King’in meşhur konuşmasına alaylı yoldan da olsa gönderimde bulunarak “Bizim bir hayalimiz var; olumlu ayrımcılık kalkacak!” demekteler.

“Üçte İkisi Su Olan Dünyamızda İnsanlar Neden Su Faturası Ödüyorlar?”

King’in mücadelesini genişletme kararı FBI’ı daha da paranoyak bir yapıya soktu. King, otobüslerdeki ırk ayrımcılığını protesto etmek için başlattığı Montgomery Otobüs Eylemi’nden sonra siyahların yaşadığı daha büyük sorunlara dikkat çekti.

Güneyde siyahların oy hakkına kavuşması ve yasal ayrımcılığın kaldırılması gibi zaferlerden sonra King, siyahların ekonomik olarak sömürülmesinin çözmesi çok daha zor bir problem olduğunu keşfetti.

Ona göre ırksal eşitliğe giden yol ekonomik mücadeleden geçmekteydi, ve en büyük sorun kapitalizmdi. 1967 yılında yaptığı “Öteki Amerika” konuşmasında “çalışmaya aç insanların olmayan işler peşinde koştuğunu” söyledi.

King’e göre Amerika’daki siyahlar “çevresi bolluk deniziyle çevrilmiş fakirlik adasında” ve “ırksal ayrımcılığın, fakirliğin ve zavallılığın üçlü gettosunda” yaşamaktaydılar.

King’e göre siyah hareketi “tüm Amerikan toplumunu yeniden şekillendirmeliydi, çünkü bu ülkede 40 milyon kişi aç yaşamaktaydı”.

“Artık bir gün durup kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor”, dedi King, “Bu ülkede neden 40 milyon aç insan var?” Bu soruları sormaya başladığınızda ekonomik sistemle ve gelirin yeniden dağıtılması ile ilgili sorular da hemen ardından geliyor.”

“Bu soruları sorunca kapitalist sistemi sorgulamaya başlıyorsunuz. Tüm toplum hakkında sorular sormamız gerek artık!”

“Artık şu soruları sormalıyız; ‘Petrol şirketleri kimlerin elinde?’, ‘Ülkenin demir rezervlerini kim kontrol ediyor?’, ‘Üçte ikisi su olan dünyamızda insanlar neden su faturası ödüyorlar?'”

King, 1968 yılında “ekonomik sorunların öncelikli sorunlar olarak tanımlanması adına işçi hareketlerinin yeniden başlaması” için çağrıda bulundu.

King’e göre işçilerin, siyahların, işsizlerin, işsizlik maaşıyla geçinenlerin enerjik bir şekilde birleşmesi ekonomik ilişkileri yeniden şekillendirecek ve yeni bir sosyal reformun müjdecisi olacaktı.

Önceki yıllarda yaptığı konuşmalardan birinde kendisi şöyle de demişti; “Siyahların ekonomik sorunları hakkında konuşmak istiyorsanız milyarlarca dolar paradan söz etmeniz gerekir. Varoş mahallelerini bitirmek istiyorsanız önce birilerinin oradan elde ettiği karı bitirmelisiniz.

Bu da sizi tehlikeli bir bölgeye sokar, çünkü kendilerine bulaşılmasını hoş karşılamayacak insanlara bulaşırsınız; iş adamlarına, endüstri devlerine kafa tutmuş olursunuz…

“Biz bu tehlikeli bölgeye girmiş bulunmaktayız çünkü kapitalizmin bir sorununun olduğunu dile getiriyoruz… geliri dağıtmanın daha iyi bir yolu kesinlikle olmalı; belki de Amerika demokratik sosyalizme kaymalıdır.”

King, temizlik işçilerinin grevlerini desteklemek adına Memhpis, Tennessee’de suikaste uğrayarak yaşamını yitirdi. Grevi düzenleyen iş gücü “Ben Bir İnsanım” yazan pankartlar taşımalarıyla meşhur oldular.

ABD bugün hala en büyük savaş tüccarı olmaya devam ediyor. Ülke 1941 yılından beri açık veya gizli bir şekilde birileriyle sürekli savaş halinde. Antikapitalist işçi birliği ve (bugün başka sektörler de King’in saydıklarına dahil edilebilir) emeği sömürülenler de King’in çizdiği yolda ilerlemeye devam ediyorlar.

Yorum yap

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz