Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması Hakkında Bilinmesi Gerekenler

13.10.2021

Dünyanın en önemli ticari anlaşması olarak görülen Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması (TTP), yedi yıl gibi uzun bir sürenin ardından eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde ABD, Japonya ve diğer 10 Pasifik Bölgesi ülkesi arasında 4 Şubat 2016 tarihinde imzalanmıştı.

Dönemin ABD başkanı Obama’nın en büyük başarılarından biri olarak gösterilen ortaklığın akıbeti şimdilerde pek belli değil. Başkan seçilen Donald Trump, Youtube’da yayımladığı videoda Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşmasını “ülkemiz için potansiyel bir felaket” şeklinde yorumluyor, ve göreve başladığı ilk gün bu ortaklıktan ABD’nin çekileceğini açıklayarak kararının arkasında durduğunu bir kez daha gösteriyor.

Başkan Donald Trump’ın ABD’nin ortaklıktan çekileceğini açıkladığı Trans-Pasifik Ortaklık anlaşması hakkında bilinmesi gereken bazı detaylar:

TTP ortakları ve ilk çalışmalar

TTP için ilk çalışmalar 2009 yılında başladı. ABD, Kanada, Meksika, Singapur, Avustralya, Brunei, Şili, Japonya, Malezya, Yeni Zelanda ve Peru anlaşmanın muhtemel ilk ortakları arasında yer alıyordu. Daha sonra bu ülkeler arasına Japonya’da katıldı ve sayı 12’ye yükseldi. ABD, Japonya ve diğer 10 Pasifik Bölgesi ülkesi 5 Ekim 2015 tarihinde ortaklık üzerinde uzlaşmaya varıldığını açıkladılar ve anlaşma, ortak ülkelerin tümü için iki yıl içinde yürürlüğe gireceği beklentisiyle bu yıl Şubat ayında imzalandı.

Dünya gayri safi hasılasının %40’ına tekabül eden 800 milyon nüfusu kapsayan bir ortaklık

Dünyadaki toplam ekonomik üretimin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan ülkeler arasında imzalanan bu anlaşma için yeni bir dünya düzeninin ortaya çıktığı yorumları yapılıyordu. 12 ülkeyi kapsayan Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması; otomotiv, fikri mülkiyet, ilaç, kamu kurumlarının reformu, işçi hakları, çevrenin korunmasına yönelik tedbirler, yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık önlemlerinin uygulanması gibi maddeler içeriyordu.

Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması’nın bazı maddeleri

Anlaşma, işçi hakları alanında; çocuk işçiliğinin ve zorunlu çalışmaların yasaklanması, asgari ücretin dengelenmesi, iş yerinde ayrımcılıkların engellenmesi, sendika kurabilme ve toplu müzakere hakkı, İşyerlerinde yüksek güvenlik standartları, işçi haklarının ihlal edilmesi durumunda ticari yaptırımlar uygulanması gibi alt maddeleri içeriyordu.

Özgür internetin korunması, tüketicilerin her türlü sahtecilik ve aldatıcı ürünlerden korunması, kapsamlı yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık önlemlerinin uygulanması, küçük işletmelere yönelik olarak ihracat kurallarının basitleştirilmesi de anlaşma üzerinde uzlaşılan maddeler arasında yer alıyordu.

Otomotiv sektöründe otomobil parçalarının en az yüzde 55’i anlaşmaya ortak ülkelerce üretilmişse ihracat vergi gümrükleri kaldırılması, tıp sektöründe yeni üretilen ilaçlarla ilgili veriler sekiz yıl boyunca korunması, fikri mülkiyet haklarının korunma süresinin 50 yıldan 70 yıla çıkarılması ve ithalat ihracat kotalarının genişleyerek tarifelerin düşürülmesi de anlaşmanın öne çıkan diğer maddeleri arasındaydı.

ABD olmadan ortaklığın sürdürülmesi imkansız

Trump’ın ABD’nin TPP ortaklığından ayrılması konusunda ısrarcı olması, anlaşmanın uygulanabilirliğini de riske atıyor. Çünkü anlaşmanın, ortaklar arasında yer alan 12 ülke veya ortaklıktaki bütün ülkelerin yüzde 85 üretimi sağlayan 6 ülke tarafından onaylanması gerekiyor ve ABD olmadan yüzde 85 oranına ulaşılamıyor. ABD’nin ortaklıktan çekilmesi halinde anlaşmanın bu şartı sağlanamayacağı için anlaşmanın yürürlüğe girmesi de mümkün görünmüyor.

Donald Trump, TPP anlaşması yerine ortalıkta bulunan 12 ülke ile ayrı ve daha adil ikili anlaşmalar yapılması gerektiğini ifade ediyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.