Yenilikçi Girişimlerin Hükümetlerle Büyük Mücadelesi

13.10.2021

Bugünün yaratıcı girişimleri endüstri devriminin 19. yüzyılda sağladığı kadar fayda sağlıyor. Dünya üzerinde bir grup genç şirket sık sık düzenleme önlemleriyle tehdit edilmelerine rağmen özel sektöre dinamizm getirmeye devam ediyorlar.

Son yirmi yıl içerisinde ilerici şirketlerin hiçbir maddi varlık sahibi olmadan insanlara yeni hizmetler sunmalarına alıştık. Maddi varlık olarak insan gücü ve ofis binalarından bahsetmiyorum, kastettiğim şey şirkete uygun hiçbir gerçek kaynağın şirket tarafından sağlanmaması.

Sosyal medyanın ön plandaki iki şirketini, Facebook ve Instagram’ı düşünün. Facebook, dünya üzerindeki en popüler sosyal medya sitesi iken Instagram da dünyanın en değerli fotoğraf şirketi fakat ne biri orijinal içerik sağlıyor ne de diğeri bir tane bile olsun fotoğraf makinesine sahip. Bu şirketler güçlerini bunlar yerine bir dijital paylaşım komünitesinin parçası olmaya hevesli tüketicilerden alıyor ve karşılığında bu komüniteye hiçbir ücret ödemeden dahil olma şansı sunuyorlar. Kullanıcı deneyiminin online depolarını günlük hayattaki insan ilişkilerimizi dijitalize ederek güçlendiriyorlar.

Şimdi de dünyayı akıllı telefonlar aracılığıyla ele geçiren araç paylaşımı fenomeni olan Uber‘i hatırlayın. 2009’da kurulan Uber şu an dünyanın en büyük taksi şirketi fakat şirket üzerine kayıtlı bir tane bile taksi bulunmuyor. Araçların hepsi sürücelere ait, siz de sizi gitmek istediğiniz yere götürecek aracı yalnızca bir iki tuşa basarak geleneksel taksilerin size çekeceği ücretin küçük bir kısmına gidebiliyorsunuz.

Evleri otele çevirmeyi başarmış multimilyoner şirket Airbnb‘yi de unutmamak gerek. Bu şirket şu an dünyanın en büyük kalacak yer sağlayıcısı fakat üzerine kayıtlı bir tane bile gayrimenkul yok. Airbnb, tüketicilere en lüks konaklamayı bile beş yıldızlı bir otelden çok daha ucuza sağlayabiliyor.

Peki bu genç, yaratıcı şirketlerin başarılarının ardındaki sır nedir? Yukarıda saydığımız şirketler milyonlarca insanı yarı zamanlı girişimcilere dönüştürüp tüketim ve sahiplik konusundaki antika düşünceleri yıkan bir devrimin en ön saflarındalar.

Bu insan kaynaklı devrimin temel noktası daha önce hizmet götürülmemiş tüketicilerin daha fazla bilgiye karşı olan talebini karşılamak. Paylaşım ekonomisi şirketleri tüketicileri ve tedarikçileri bir araya getiriyor ve bir tarafın diğerinden daha fazla bilgi sahibi olduğu “asimetrik bilgi” modelinin yarattığı problemleri ortadan kaldırıyor. Airbnb kullanıcıları bir yabancının gerçek hayattaki bağlantılarına giriş yapma hakkına sahip, bu sayede kendisini ağırlayacak kişinin ne kadar gerçekçi olduğunu, niyetini ve güvenilirliğini öğrenebiliyor. Aynı şekilde Uber’de de sürücünün adı, plaka numarası ve daha da önemlisi sürücünün diğer üyeler tarafından puanlanmasının sonucu görülebiliyor, böylede sürücü ve müşteri arasında daha tanışmalarından önce güven bağı oluşuyor.

Bilginin özgürce dolaşması ile güçlenen tek taraf tüketiciler değil. Paylaşım ekonomisi esneklik ve hareketlilik sağlayarak bireysel işçi ihtiyacını da karşılıyor. Bu yeni platformlar bireylerin zorlayıcı iş düzenlemelerinden ve üst düzey yönetim gibi otorite figürlerinden kurtulmasını da sağlıyor. Paylaşım ekonomisindeki çalışanlar çalışma zamanlarını, neyi satacaklarını ve ürünlerinin/hizmetlerinin ne için kullanılacağını kendileri belirliyorlar.

Bununla beraber düzenlemelerinin ana amacının bizi değil mevcut çıkarların korunması olduğunun farkındalığı gelişiyor. Bugün, kullanıcı değerlendirmeleri ve erişilebilir bilgi tüketicilerin şirketleri direkt olarak sorumlu tutmasını sağlıyor ve bunun devlet düzenlemelerinden daha etkili olduğu görülüyor. İşte bu düzenleme yasalarını yapanların korktuğu şey de tam olarak bu.

Engellemelerle mücadelede olan girişim ve girişimciler

Hükümet düzenlemeleri ağlarını şimdi de bu yeni sektör için örmeye başladı; Uber ve diğer şirketlerin ekonomimizdeki inkar edilemez yükselişini baltalamak adına çıkarılacak düzenlemeler yolda. Çin ve İran hükümetleri de Facebook’u ve Instagram’i yasaklayarak sosyal medyaya sınırlamalar getirdiler. Daha önce ülkemizde de bazı sosyal medya ağlarına görünürde olmayan, dillendirilmeyen arka plandaki maddi gerekçelerle kısıtlamalar getirilmişti. Ülkemizden en son bu yolda PayPal nasibini aldı. PayPal’ın Türkiye‘de hizmet vermeyecek olmasına engel olarak sunucularını yerleşik olarak ülkede bulundurmaması neden olarak gösterildi.

Uber’in sürücülerinin çoğunda taksi lisansı yok, bu da şirket yeni ve ağır düzenlemelere tabi tutulan pazarlara girdiğinde şirketi hükümet müdahalesine açık hale getiriyor. Bunun sonucunda Güney Kore hükümetinin araç paylaşımı hizmetinin ülkeye girişini geciktirmesine fırsat doğdu ve Uber, Tayvan gibi ülkelerin pazarlarından çekilmeye zorlandı.

Airbnb de Chicago‘da yürürlüğe giren her konaklama hizmeti sunucusunun kayıt yaptırması, şehrin evsizlere sunduğu hizmetlere harcanmak adına internet üzerinden yapılan her konaklama anlaşmasının vergilendirilmesi ve en fazla kaç dairenin kiralanabileceği, boyutuna göre hangi tip dairede en fazla ne kadar kalınabileceği gibi düzenlemeler ile kısıtlamalardan nasibini aldı. Airbnb’nin şimdilik hedefte olduğunu sanmıyorum fakat İstanbul‘da da Taksim ve çevresi dışında günlük ya da buna yakın sürelerde evlerin kiralanması yasaklandı.

‘Düzenleme yasalar’ girişimciler tarafından atlatılıyor

Fakat girişimciler sonradan dayatılan düzenleme yasalarının etrafından dolaşmayı eninde sonunda bir şekilde beceriyor ve yasal düzenlemeleri bir şekilde atlatıyorlar.

Örneğin, uluslararası formdaki sosyal medya siteleri Çin’de ve İran’da yasak fakat girişimciler bunun alternatifini bulmuş durumda; WeChat ve Qzone gibi uygulamalar sayesinde bu ülkelerin vatandaşları bugün dijital toplumu yönlendiren sosyal medya hareketine dahil olabiliyor. Aslına bakarsanız bu tür uygulamaların yükselişi Çin’i en büyük sosyal medya pazarı haline getirdi.

Uber’in hükümetlerin agresif düzenlemelerinden en çok muzdarip olan şirket olmak gibi bir ünü var fakat şirket her şeye rağmen savaşıyor ve birkaç davayı kazanmışlığı dahi var. Hükümet sürücülerin “taksicilik yapmak için gerekli lisanslarının” olmadığını söylüyor, bu yüzden Uber’i kuran girişimciler misilleme olarak tüm sürücülerine bu lisanslardan almak gibi bir plan hazırlığı içerisinde olduklarını söylüyorlar. Mücadele bununla da sınırlı değil; Uber kendi harita sistemi için 377 milyon sterlin yatırım yaparak Google Maps’e olan bağımlılıklarını bitirmeyi ve ulaşım pazarında zaten yeterince hissedilen etkilerini daha da artırmayı hedefliyorlar.

Girişimler hükümetlerden daha çok fayda sağlıyor

Airbnb’yi kuran girişimciler de düzenlemelerin çevresinden dolaşıyor. Şirket yakın zamanda ABD’de pek ziyaret edilmeyen küçük kasabalara turist çekmek için buralara halk merkezleri kurma teklifi götürdü. Airbnb daha fazla turist çekerek turizmi artırıyor. Gereğinden fazla aktif hükümetin yaptığı düzenlemeler ise aksine turizmi baltalıyor.

Pazarın değişiminin tarihi gösteriyor ki hükümetin takınması gereken asıl rol gereksiz düzenlemeler çıkarmak değil, yasaları özel sektörün ve kamu sektörünün buluşup radikal inovasyonlar yapabileceği şekilde ayarlayıp pazara sürekli yeni girişimlerin gelmesini sağlamaktır. Dünyanın dört bir yanındaki politikacılar bunun yerine var olan çıkarları korumaya çalışıyorlar; çalışanların niye yalnızca kendileri için çalışmak istediklerini veya tüketicilerin neden daha fazla esneklik ve seçenek talep etkilerini anlayabilmiş değiller. Verimli olabilmek için bu düzenlemelerin şart olduğunu söylüyorlar fakat yukarıda adı geçen girişimler bunun tam aksini gösteriyor.

Hükümetler yolunu tıkamadıkları sürece yukarıda yer alan faydalar ekonomi içerisinde genişlemeye devam edecekler. Genç, inovatif şirketlerin yavaş gelişen endüstrileri bozması daha yüksek kalite, daha fazla dinamizm ve daha fazla seçenek sağlayacak.

Hükümetler, bu yeni yaratıcılık yollarını sınırlamak yerine onları tespit edip desteklemeli, yasaları da bu tür şeyleri teşvik edecek şekilde düzenlemelidir. En nihayetinde onlar hangi alanın gelecek on yılın büyümesini gerçekleştireceği konusunda bir adım öndeler. Ulaşım, medya, turizm, iletişim; kim bilir bir sonraki endüstri hangisi olacak?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.