Arz, Talep ve Yaratıcılık Balonu

18.04.2022

Netflix’i ilk izlemeye başlayanlardansanız, muhtemelen siz de o ilk içeriklerin kalitesine hayran kalmışsınızdır. Bloodline, sadece fantastik; House of Cards, gerçekten çok iyi.

Netflix’i kenara alıp arama parametrelerini biraz genişletirseniz, Game of Thrones ya da Breaking Bad’e ulaşmanız çok uzun sürmez. Bunların her biri gerçekten de birinci sınıf yapımlardı.

Teorik olarak, bu ve benzeri yapımlar ortaya çıkış fırsatını Netflix, HBO ve Amazon Prime ile buldu. Böylece yeni yetenekler keşfedildi ve beslendi.

Ekonomik açıdan Netflix ve diğerleri talep sağlıyor. İçeriklerin yaratıcıları, yazarlar, oyuncular ve yönetmenlerin de bu durumda arz sağladığı söylenebilir.

Uzun bir süredir talep güçlüydü ve gerçekten hayran kaldığımız harika içerikler sağlanıyordu. Bu yaratıcılık için “altın çağ” benzetmesini yapsak yanılıyor olmazdık.

Ancak son zamanlarda Netflix’te yeni bir yapım izlediyseniz veya daha da iyisi, Game of Thrones’un final sezonunu izlediyseniz, “altın çağın” gitgide nasıl da dramatik bir hal almaya başladığına şahit olabilirsiniz.

Mesela Netflix’in popüler dizilerinden Black Mirror’un üç bölümden oluşan son sezonu hiç Black Mirror gibi değildi. Eğer izlediyseniz, kendini tekrarlayan ve o çarpıcı Black Mirror havasından çok uzak bölümler izlediğinizi fark etmişsinizdir.

Neyse.

Son GoT serisi de hayal kırıklığı yarattı. Dizi, beklentileri karşılama konusunda sınıfta kaldı ve kalitesiz bir final sezonu ortaya koydu. Ekip, sahnenin ortasına bir Starbucks kahve bardağı koymaya kadar hemen her şeyi yapmıştı.

Yaratıcılık Balonu

Netflix, Amazon Prime ve HBO, yeni içerik talebini oluşturan üç şirket. Üstelik içeriğin genişlemesini abonelik ücretleri ile finanse ediyorlar. Netflix bu yıl içeriğe yaklaşık 10 milyar dolar, Amazon 7 milyar dolar harcamayı planlıyor.

Buradaki dikkate değer nokta, talebin eski kadar yüksek olmasıdır. İçerik yaratıcılarına kaydırılan bir sürü para var. Yani, bu günlerde içerik yaratıcısı olmak için çok fazla teşvik var.

Fakat talep ve paranın yaratamadığı bir şey var: İyi ve kaliteli içerik. Üstelik dağıtılan tonlarca paranın kaçınılmaz olarak daha kötü içeriklerin üretilmesine sebep olduğu ve bir ‘yaratıcılık balonu’nu ortaya çıkardığı da söylenebilir.

Ama tabii, her şey böyle gitmeyecektir. Nihayetinde büyük beklentilerle piyasaya girmeyi bekleyen bir Disney+ var. Belki Disney+ geldiğinde diğerleri için kaçınılmaz olarak baskı artacağından bu durum değişebilir.

Ancak, benzer ve önemli bir başka konu daha var: Çok fazla para gömülen ve yaratıcılığın şişmeye başladığı risk sermayesi ve halka arz pazarı.

Risk Sermayesi ve Halka Arz Pazarı

Son zamanlarda, işletme modelini tanımlamak için özenle seçilmiş taktiksel sözcükleri bir araya getiren girişimciler bunu yatırımcılara satabileceklerini düşünüyor. Birçoğu da bu konuda gayet başarılı oluyor.

Yakın zamanda halka arz edilen Uber ve Lyft, özenle seçilmiş sözcüklerle kendilerini pazarlayan en iyi şirket örneklerinden. Süslü sözcükleri çıkarırsak aslında onların iş modelinin tanımı basitçe taksilerin iş modelini çalmak.

Ek olarak, Uber ve Lyft’in süslü sözcüklerden biri olan “otonom araç teknolojisi” onları kurtarmak için yakın zamanda gerçekleşemeyecek kadar uzak. Ne bu teknoloji yeteri kadar hazır ne de onlar bunu uygulamaya…

Yatırım arayan ya da halka arz gerçekleştirme planları yapan çok sayıdaki şirketin iş modeli tanımları da Uber ve Lyft’ten farklı değil, neredeyse aynı durumda.

Açıkçası, bu şirketler “heyecan verici bir yatırım beklentisi oluşturmak için kısa sözcüklerden yararlanma” ve “yaratıcılığı şişirme” konularında gerçekten çok başarılılar. Yatırımcıları için kar elde edip etmeyecekleri ise başka bir soru.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.