Portföyünüzü Yeniden Dengelerken Dikkat Etmeniz Gereken 4 Husus

Piyasalardaki önemli hareketler, portföyünüzdeki hisse senedi ve diğer varlıkların önceden belirlenmiş dengesini bozarak, yeniden dengelemeyi gerekli kılar.

Kabul ettiğiniz varlık dağıtım stratejisi ve risk profiliniz, bir yatırımcı olarak başarınızı belirleyen en kritik faktörler arasındadır. Bu nedenle ilk adım olarak, en başta, risk toleransınızı anlamanız gerekir.

Risk toleransı ya da risk profili, bir yatırımcının dayanmaya istekli olduğu yatırım getirilerinin değişkenlik derecesini belirtir. Yatırımlarda önemli bir bileşen oluşturan bu faktör, yatırımlarınızın değerinde olası büyük dalgalanmalara karşı ne kadar kararlı ve istekli olduğunuza göre değişir.

Örneğin, satın aldığınız belirli bir şirkete ait hisse senedi yüzde 15 düştüğünde panikleyen bir kişi misiniz, yoksa bunu daha fazla hisse senedi satın almak için fırsat olarak gören bir kişi mi?

Risk alma ölçütünüzü anladığınızda, portföyünüzde gereksinimlerinizi karşılayacak bir varlık dağılımı stratejisine ulaşmanız mümkün olacaktır.

Konunun daha iyi anlaşılması için hisse senetleri ve tahvilleri ele alıp bu örneklemelerden devam edelim. Mesela agresif bir yatırımcıysanız, sermayenizin yüzde 80’ini hisse senetlerine ve geri kalanını da tahvillere yatırmaya karar verebilirsiniz. Çok fazla risk almayı istemeyen bir yatırımcıysanız da, hisse senedi ve tahviller arasında 60/40’lık denge sizin için uygun olabilir.

Karar verdiğiniz varlık dağılımından bağımsız olarak, yatırımlarınızın hisse senedi ve tahvil nispi oranı zamanla değişecektir. Borsa değerlemelerindeki olası bir artış, portföyünüzün hisse senedi ağırlıklı hale gelmesine neden olacakken, borsadaki olası bir düşüş ise tam tersi bir duruma yol açacaktır. Bu gerçekleştiğinde, portföyünüzü yeniden dengeleme zamanı gelmiş olabilir.

Şunu unutmamanız gerekir ki yeniden dengeleme, riskleri yönetmekle ilgilidir. Zira hisse senedi değeriniz toplam portföyünüzün bir yüzdesi olarak büyüyorsa, taşıdığınız risk düzeyinde bir artışa neden olacaktır. Fazla tahvil ise, portföyünüzün maruz kalabileceği riski düşürecek, ancak bu kez de büyümeyi sınırlayacaktır.

İşte portföyünüzü yeniden dengeleme işine başlamadan önce, göz önünde bulundurmak isteyeceğiniz birkaç önemli nokta:

Çok kısa zaman dilimlerinde dengeleme yapmayın

Çok kısa zaman dilimlerinde portföyünüzü yeniden dengelemek gerçekten iyi bir yaklaşım değildir. Hiç inceleme yapmamaktan iyidir, ancak bu sorunu çözmenin daha iyi bir yolu vardır.

Orijinal hisse senedi-tahvil oranınız 60/40 ise ve yükselen hisse değerleri bu oranı 65/35’e düşürürse, son dengelemeden bu yana altı ay geçmiş olsa bile portföyün yeniden dengeleme zamanı gelmiş olabilir.

Borsa düştüğünde yeniden dengeleme özellikle yararlı olabilir. ABD fon yönetimi grubu Vanguard tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, ayı piyasasında bu uygulamayı izleyen yatırımcıların belirgin bir avantaj sağladığını ortaya koydu.

Ya portföyünüzü yeniden dengelemiyorsanız? 1926’dan 2010’a kadar ABD borsa verilerini inceleyen Vanguard çalışması, 60/40 portföyün hisse senetlerinde yüzde 97’lik bir ağırlığa dönüşeceğini tespit etti. Bu, yüksek düzeyde risk toleransı olan bir kişiye uyabilir, ancak daha ılımlı bir yatırımcının elinde tutmak isteyeceği bir portföy kesinlikle değildir.

Satış için en uygun zamanı kestirin

Hisse senetleriniz tahvillerinizden daha iyi performans sergiliyorsa, zamanı geldiğinde bazı hisse senetlerini elden çıkarmanız gerekecektir. Peki ama hangi hisselerin satılacağına nasıl karar vereceksiniz?

Birçok yatırımcı için bu büyük bir ikilem olabilir. Lakin kabul etmek gerekir ki bir yatırımcının hisse senetlerini satması gerektiği gerçeği, elindeki hisse senetlerinin iyi performans gösterdiği anlamına gelir. Tabii hisselerinizin hala değer kazanma potansiyeline sahip olduğunu da düşünebilirsiniz, ancak belirli bir şirketin hisselerini yalnızca fiyatın sertçe aşağıya çekilmeye başladığı bir anda satmanız gerektiğini çok geç anladığınız bir konumda olmak da istemezsiniz.

Önlem olarak benimseyebileceğiniz ideal bir yöntem var. Hisse senedi varlıklarınızı gözden geçirin ve sahip olduğunuz hisse senetlerini mevcut son fiyatlarla satın almak için ne kadar istekli olup olmadığınızı sorgulayın. O hisse senetlerini güncel fiyata almaya hala istekli misiniz? Öyleyse bu koşulu karşılayan her hisse senedini tutmaya devam edebilir, diğerlerini satmayı düşünebilirsiniz.

Aşırıya kaçmayın ve acele etmeyin

Portföyünüzdeki varlıklara yönelik ağırlık oranınız yüzde 2 ya da 3 oranında değişirse yeniden dengelemeye gerçekten gerek yoktur. Yaklaşık yüzde 5 iken, yeniden dengeleme yapmak (yine risk profilinize göre) iyi bir tercih olabilir. Değişim yüzde 10 olduğunda da dengeleme yapmak oldukça kabul edilebilir.

Yani acele etmeyin. Kısa vadede gerçekleşen fiyat hareketleri, portföyünüzü yeniden dengelemeniz gerektiğine işaret edebilir. Ancak portföyünüzü kısa vadelerde çok hızlı bir şekilde değiştirirseniz, piyasa bir önceki seviyesine döndüğünde yeniden dengeleme yapmanız gerekebilir. Ayrıca, ani fiyat artışlarına tepki olarak plansız satışlar yapmanız gelecek olası kazançların kaybına da neden olabilir.

Borsada kısa vadeli oynaklık ile piyasanın daha istikrarlı bir yöne geçmesi arasında ayrım yapılması önemlidir. Ancak bunu yapmak genellikle zor olabiliyor.

Peki, yeni bir boğa piyasasına girişten dolayı fiyatların yükseldiğinden emin değilseniz, portföyünüzü yeniden dengelemeniz gerekir mi? Bu duruma iyi bir yaklaşım olarak, aşamaları dengeleyebilir ya da iki veya üç aylık sürelerde harekete geçmeyi düşünebilirsiniz. Bu zaman diliminde, piyasanın yönü hakkında daha net bir fikir edinmeniz mümkün olacaktır.

Risk toleransınızı periyodik olarak gözden geçirin

Bilge yatırımcılar arasında kabul gören genel kural, portföyünüzdeki riskli varlıkların oranının yaşınız ile ters orantılı olmalısı gerektiğidir. Bu kural, yaşlandıkça daha fazla yatırım yaparak daha güvenli ve sabit getirili bir menkul kıymete geçmeniz gerektiğini söyler.

Ama tabii bu kural herkes için geçerli değilken, risk toleransınızı periyodik olarak gözden geçirmeniz her zaman iyi bir fikirdir. Mesela çocuklarınızın okul masrafları gibi ailesel giderleriniz artarak değişikliğe uğramışsa ve ailenizi desteklemeniz gerekiyorsa, yatırımlarınızı büyük uçuculuğa maruz bırakmak istemeyebilirsiniz.

Böyle bir durumda portföyünüzdeki dağılımın gereksinimlerinizi karşılayıp karşılamadığına tekrar bakın. Bir şeyler yolunda değilse, yatırımlarınızı ihtiyaçlarınıza göre yeniden planlamanız gerekecektir.

Son olarak, yeniden dengelemenin maliyetli olduğunu unutmamak önemlidir. Her alım satım yaptığınızda, işlem masrafları ödemeniz gerekir. Çok sık yeniden dengeleme yaparsanız, bu masraflar önemli miktarda artabilir ve portföyünüzdeki getiri oranını düşürebilir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.